fotoğrafla ilşkisi mesafeli bir adamdı ben ilk Alp'i tanıdığımda. Şimdi aldı başını yürüdü tabi

Zaman böyle birşey.
Fotoğrafı içselleştirmesiyle ilgili yazısına dün akşam bayıldım. Layıkıyla değerlendiremedim. Sabah okurken yeniden dedim ki bu yazılar böyle el altında olsa, aradığımızda hemen ulaşabilsek, dönüp dönüp okusak, hiç unutmasak.
Başlığı geyik yemeği yapmadan üzerinde düşünmenin iyi olacağı alıntılarla doldurma konusunda hem yazıp fight ederken hem alıntılarken dikkat etmemiz gerektiğini hatırlataraktan:
itiraf etmek gerekir ki yaklaşım ve yorumlar benim için şaşırtıcı oldu
demek ki daha hala öğrenecek çok şey var kendi içimizde
benim son bir yılda fotoğrafa bakış açım çok değişti
kendi adıma basit bir karar verdim
eğer fotoğraf çekeceksem önce ne çekeceğime karar vermeliydim
sonra da nasıl çekeceğime
deniz ve yelken bir anda giriverdi hayatıma
ama kısa sürede şunu öğrenmemi sağladı
fotoğrafı sevmek fotoğraf çekmek istemek herşeyi çekmek anlamına gelmiyor
çok çok iyi teknik ve teorik bilgim olabilir
gördüğüm hemen hemen her kareyi çekebilirim belki
ama fotoğraf çekmek çok daha başka bir şey
bir magnumvuyu magnumcu yapan şey bende yoksa magnum fotoğrafı çekmek için çabalamak boş
ya da foto muhabir olmak bana heyecan vermiyorsa bunun için kendimi zorlamak anlamsız geliyor
oturup harika makrolar ya da kusursuz stillife fotoğraflar çekebilir
peki bundan zevk alıyor muyum???
ben kendi adıma şunu öğrendim fotoğraf çekilmiyor yaşanıyor sadece
eğer fotoğrafı yaşamayı öğrenemezsen sen sadece skor hanesinde +1 oluyorsun
bu aynen yemek yapmak gibi
michelin yıldızlı bir şefin kitabındaki yemekleri pişirebilirsin
ama bunları pişirmek seni michelin yıldızlı şef yapmaz
sadece sen de pişirmiş olursun
o kadar
eğer o yıldızı almak istiyorsan ne pişireceğine karar vermelisin
hangi malzemeleri kullanacağına
nasıl bir araya getireceğine
ve nasıl sunacağına
benzersiz bir lezzeti kendi yorumunla zekanla önsezilerinle duygularınla harmanlamalı ve sunmalısın
o zaman farklılığa erişmiş bir şef olursun
fotoğrafta da aynı şeyin var olduğuna inanıyorum
ne çekmek istediğine hangi yolda yürümek istediğine karar verdikten sonra kendi fotoğraflarını çekmeli insan
çektiğini yaşamalı, özümsemeli, içinde hissetmeli
ona kendini katmalı
kendiyle yoğurmalı
vizörden bakan göz sadece gördüğü ile kalmamalı baktığından çok daha fazlasını görmeli
kağıda basılan her noktada fotoğrafçının kendine ait imzası olmalı
hayatı belgelerken kendi kıvrak zekasını ve hayta bakışını izleyenlere sunmalı
michelin yıldızlı bir şefin restoranında önünüze gelen her tabak nasıl o şefi anlatıyorsa fotoğrafçının her karesi de onu anlatmalıİlgili forum ise;
http://www.canonnikonfightclub.com/phpbb/viewtopic.php?f=16&t=322